“Boğazda Sessizlik ve Anılar”, İstanbul’un ruhunu ve şehirdeki aşkı şiirsel bir dille yansıtıyor. Bu şiir, etkileyici şiirlerin derinliğini, aşk şiirlerinin samimiyetini ve bağlayıcı aşk şiirlerinin içtenliğini bir araya getiriyor. Aynı zamanda Can Yücel, Nazım Hikmet, Cemal Süreya ve Ahmed Arif gibi büyük şairlerin izleri hissediliyor. Hem en güzel aşk şiirleri kadar dokunaklı hem de az bilinen aşk şiirleri kadar özel bir tat bırakıyor.
Martıların çığlıkları arasında yürüdük sahilde,
Senin elini tuttum, rüzgâr saçlarını savurdu.
Köprü ışıkları suya yansıdı,
Ve ben her yansıma içinde seni gördüm.
Martıların kanat çırpışı gibi kalbim çarptı,
İstanbul’un sessizliği, içimizdeki fırtınayı dinledi.
Bir çay molasında kahkahalarımız,
Bir vapur düdüğüyle karıştı geceye.
Galata Kulesi gökyüzüne uzanırken,
Ben seni düşündüm her taşın ardında.
Sokaklar boştu ama hatıralar doluydu,
Ve her adımımız bir şiir gibiydi sessizlikte.
Boğazın rüzgârı yüzümü okşarken,
Senin gülüşün hafif bir melodi gibi çaldı kulaklarımda.
Ve ben anladım ki İstanbul’da aşk,
Her köşe başında bir hatıra, her dalgada bir umut taşır.

Bu şiir, şehrin hem melankolisini hem de aşkla örülü anılarını anlatıyor. Boğazın ışıkları ve rüzgârı arasında geçen anılar, hem hüzün hem de umut duygusunu okura aktarıyor.
İstanbul, hem yalnızlığı hem aşkı bir arada taşır. “Boğazda Sessizlik ve Anılar” hem bağlayıcı aşk şiirleri hem de en güzel aşk şiirleri arasında okuyucunun kalbine dokunmayı amaçlar, ayrıca az bilinen aşk şiirleri kadar özel bir anlam taşır. Kalbinizde bir şiir fısıldayan anları yaşamanız dileğiyle.
Unutmayın, aşk her zaman bir umut ışığıdır.
Başka bir makalede ve etkileyici aşk şiirinde buluşmak üzere hoşçakalın…