Attila İlhan‘ın “Sisler Bulvarı” Şiirinde kasım ayında yaşanmış aşkın bir ön izlemesini inceleyeceğiz. Bu etkili şiiri okuyup kavradıktan sonra nasıl duygular içinde olacağınızı çok merak ediyorum. Yararlı olması dileğiyle…
Attila İlhan, Türk şiirinde aşkı, yalnızlığı ve toplumsal eleştiriyi en çarpıcı şekilde işlemiş şairlerden biridir. Attila İlhan’ın en güzel şiirleri arasında yer alan “Sisler Bulvarı” ise şairin yalnızlık, aşk ve İstanbul özlemini yoğun bir şekilde aktardığı özel bir eserdir.
Kısa aşk şiirleri denildiğinde akla gelen bu şiir, sevginin yitip giden yanlarını ve şairin iç dünyasında bıraktığı derin izleri incelikle yansıtır.
Sisler Bulvarı
elinin arkasında güneş duruyordu aylardan kasımdı üşüyorduk ağacın biri bulvarda ölüyordu şehrin camları kaygısız gülüyordu her köşe başında öpüşüyorduk
sisler bulvarı’na akşam çökmüştü omuzlarımıza çoktan çökmüştü kesik birer kol gibi yalnızdık dağlarda ateşler yanmıyordu deniz fenerleri sönmüştü birbirimizin gözlerini arıyorduk
sisler bulvarı’nda seni kaybettim sokak lambaları öksürüyordu yukarda bulutlar yürüyordu terkedilmiş bir çocuk gibiydim dokunsanız ağlayacaktım yenikapı’da bir tren vardı
sisler bulvarı’nda öleceğim sol kasığımdan vuracaklar bulvar durağında düşeceğim gözlüklerim kırılacaklar sen rüyasını göreceksin çığlık çığlığa uyanacaksın sabah kapını çalacaklar elinden tutup getirecekler beni görünce taş kesileceksin ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!
sisler bulvarı’ndan geçtim sırılsıklamdı ıslak kaldırımlar parlıyordu durup dururken gözlerim dalıyordu bir bardak şarapta kayboluyordum gece bekçilerine saati soruyordum evime gitmekten korkuyordum sisler boğazıma sarılmışlardı
bir gemi beni afrika’ya götürecek ismi bilmiyorum ne olacak kazablanka’da bir gün kalacağım sisler bulvarı’nı hatırlayacağım kırmızı melek şarkısından bir satır lodos’tan bir satır yağmur’dan iki senin kirpiklerinden bir satır hatırlayacağım seni hatırlatanın çenesini kıracağım limanda vapurlar uğuldayacak
sisler bulvarı bir gece haykırmıştı ağaçları yatıyordu yoksuldu bütün yaprakları sararmıştı bütün bir sonbahar ağlamıştı ağlayan sanki istanbul’du öl desen belki ölecektim içimde biber gibi bir kahır bütün şiirlerimi yakacaktım yalnızlik bana dokunuyordu
eğer sisler bulvarı olmasa eğer bu şehirde bu bulvar olmasa sabah ezanında yağmur yağmasa şüphesiz bir delilik yapardım hiç kimse beni anlıyamazdı on beş sene hüküm giyerdim dördüncü yılında kaçardım belki kaçarken vururlardı
sisler bulvarı’ndan geçmediğin gün sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm yağmurun altında yalnızım ağzım elim yüzüm ıslanıyor tren düdükleri iç içe giriyorlar aklımı fikrimi çeliyorlar aksaray’da ışıklar yanıyor sisler bulvarı ayaklanıyor artık kalbimi susturamıyorum
— Attila İlhan
Şiirin Açıklaması
Attila İlhan’ın “Sisler Bulvarı” şiiri, yalnızlık, kaybolmuşluk ve aşkın sislere karışmış bir hikayesini anlatır. Şair, yoğun bir atmosfer yaratarak okuyucuyu, bir bulvarda yolunu kaybetmiş gibi hissettirir. İlhan’ın aşkı ve kaybı anlatma biçimi, okuyucuyu sisler arasında bırakır ve bu bulanıklık, aslında kaybolan sevgiliyi bulma arzusunu simgeler.
Şiirin girişinde geçen “elinin arkasında güneş duruyordu, aylardan kasımdı üşüyorduk” dizesi, şiire kasvetli ve melankolik bir hava katar. Bu ifade, hem sevgilinin hem de şairin hayattan duyduğu yorgunluğun, bir sonbahar akşamında, soğuk bir bulvarda birbirlerine sığınarak geçirdikleri anların simgesidir.
İlhan, “kesik birer kol gibi yalnızdık” diyerek, sevgiliyle birlikte olmanın, eksik kalan yanını da vurgular. Şiir boyunca geçen “sis” ise hem fiziksel hem de ruhsal bir karışıklığı temsil eder; şair, bu sisli bulvarda sevgilisini kaybeder ve her şey daha da yalnızlaşır.
Orta bölümde ise şairin acısını adeta bir ölüm tasviriyle iç içe geçirdiğini görürüz. “Sisler bulvarı’nda öleceğim, sol kasığımdan vuracaklar” ifadesi, şairin kaybın ağırlığı altında ezildiğini gösterir. Şair, hem fiziki hem de manevi olarak bu bulvarın esiri haline gelmiştir.
Şairin bu durumu, kaybolmuş bir sevgilinin yitirilmesi karşısında hissettiği umutsuzluk ve kederin zirveye ulaşmasıdır. Attila İlhan, “gözlüklerim kırılacaklar” diyerek, bu bulvarda bir daha asla eskisi gibi olmayacağını ve kalbinin kırıldığını mecazi bir dille anlatır.
Son bölümde, İlhan’ın unutulmaz bir dokunuşu daha vardır. “Sisler Bulvarı ayaklanıyor” ifadesi, sevgiliyle yaşadığı anıları, sislerin içinde tekrar canlandıran bir hayal gücünün ve eski günleri geri getirme arzusunun bir göstergesidir.
Bu bulvar, İlhan’ın kalbinde bir yara olarak kalmaya devam eder ve kalbini susturamaması, sevgiliye duyduğu derin özlemi ve bu bulvarda kaybolan hayallerini yansıtır.
Attila İlhan’ın “Sisler Bulvarı”, bir aşk hikayesinin ötesine geçer; kaybolmanın, yalnız kalmanın ve sevgiliyi unutamamanın bir sembolü olarak okuyucusunun zihninde yer eder. İstanbul ve onun sonbahar kasveti, şairin iç dünyasındaki fırtınayı gözler önüne serer.
Yazar Notu
Attila İlhan’ın “Sisler Bulvarı”, aşkın sadece var olma halini değil, aynı zamanda kaybolma halini de okuyucusuna aktarır. İlhan’ın güçlü betimleme yeteneği, okuyucuyu şiirin içine çeker ve onun duygularını içselleştirir.
Şair, yalnızlık, umutsuzluk ve kaybolmuşluk duygularını bir arada işlerken, aynı zamanda sevgilinin yitirilmesinin insanda bıraktığı derin izleri yansıtır.
İlhan, bu şiirinde İstanbul’u bir metafor olarak kullanır; her köşesi, her kaldırımı sevgiliyi hatırlatır. Bu duygusal yoğunluk, okuyucunun ruhuna dokunur. Şairin yalnızlıkla başa çıkamaması ve kalbinin sükûnet bulamaması, aşkın insana yüklediği ağırlığın bir temsilidir.
İlhan, yalnızca bir şiir değil, aynı zamanda kaybolan aşklar için bir ağıt bırakır geride.
Attila İlhan’ın “Sisler Bulvarı” şiiri, onun şiir dünyasında kendine has bir yere sahiptir ve okuyucularına, kaybolmuş bir sevginin sisler içindeki izlerini sunar.