Ataol Behramoğlu “Bellum Omnium Contra Omnes” adlı şiiri de, insanoğlunun savaşçılığı ve barışseverliği arasındaki çelişkili yapıyı ele alır. Şairin bu eserinde öne çıkardığı çatışma, insanın içsel dünyası ve toplumsal yapıları arasında bir sorgulamaya işaret eder.
Ataol Behramoğlu, çağdaş Türk edebiyatının önde gelen şairlerinden biri olarak, toplumsal ve bireysel meselelere dair derin gözlemlerini şiir diliyle ifade eder. Şiirlerinde insanın özüne dair sıkça sorular sorar ve okuyucularını çatışmanın ve barışın anlamını düşünmeye davet eder.
Ataol Behramoğlu “Bellum Omnium Contra Omnes” adlı şiiri de, insanoğlunun savaşçılığı ve barışseverliği arasındaki çelişkili yapıyı ele alır. Şairin bu eserinde öne çıkardığı çatışma, insanın içsel dünyası ve toplumsal yapıları arasında bir sorgulamaya işaret eder.
Ataol Behramoğlu şiirleri, sade ve anlaşılır bir dil kullanırken derin felsefi anlamlar barındırır. “Bellum Omnium Contra Omnes” (“Herkesin Herkese Karşı Savaşı”), adını Thomas Hobbes’un sözünden alır ve insanoğlunun doğasındaki şiddet çağrısına dikkat çeker.
Behramoğlu, şiirinde bu çağrıya bir eleştiri getirir ve insanı, aklı ve emeği sayesinde kötülükten uzaklaştırılabilecek bir varlık olarak betimler.
İnsan insanın
Kurdudur diyor
Bir düşünür
Ve ekliyor:
“Bellum omnium contra omnes”
Yani
Yatkındır savaşa
Birbiriyle herkes…
Şu sonuç çıkar
Bu saptamadan:
Doğası gereği
Savaşçıdır insan…
Doğruluk payı
Var mı bu görüşte?
Yanlışlık var mı?
Varsa nerde?…
İnsan insanın
Kurduydu belki
Gerçek kurttan
Yokken farkı…
Onu kurttan
Ayıran özellik
Akıl olmalı
Ve üretkenlik
Ürününü
Emeğinin
Alırsan, sevinçle
Dolar yüreğin
Ve hele ortak bir
Yaratıysa bu
Daha da büyür
Mutluluğu
Oturursun
Aynı sofraya
Emektaş olmanın
Mutluluğuyla
Şimdi sormak
Gerekir yeniden
İnsan insanın kurdu mu gerçekten?
İnsan insanın
Kurduydu belki
Gerçekten kurttan
Yokken farkı
Ama gelişen
Bir şey var onda
Sevgiye, iyiye
Doğruluğa
Yaratırken
Emeğiyle
Yaratır çünkü
Kendini de…
Soruyu yeniden
Ve şöyle sormalı:
Sevgiye, iyiye
Barışa kim karşı?
Emeğinin
Hakkını alan
Ne çıkar umar
Savaştan?
Dünyayı ortakça
Kardeşçe üreten
Ne yarar umar
Kötülükten?
Şimdi değiştirip
Bu kavramları
Yeniden ve şöyle
Söylemek olası:
Emekçi insan var, barıştan yana
Dünyayı kardeşçe yaratan, üreten..
Ve kurtlar – savaşta çıkarları…
Vurarak, kırarak, ezerek sömüren…
Ataol Behramoğlu
Behramoğlu’nun bu şiiri, savaşçılık ve barışseverlik arasında bir denge arayışını anlatır. Şair, “İnsan insanın kurdudur” diyen Hobbes’un bu özdeyişine atıfta bulunarak, ırkı, dili ve inancı ne olursa olsun, insanoğlunun ortak doğasındaki şiddet eğilimini sorgular. Ancak Behramoğlu, insanın yüreğindeki iyilik ve akıl potansiyeline dikkat çekerek, bu özdeyişin yetersiz kaldığını öne sürer.
Şiirde, insanoğlunun akıl ve emeğini kullanarak savaşın üstesinden gelebileceği ve barışın inşa edilebileceği fikri işlenir. “İnsan insanın / Kurduydu belki / Gerçekten kurttan / Yokken farkı” dizelerinde şair, ırkçılığın ve savaşın doğasındaki vahşeti tasvir eder. Ancak hemen ardından, insanın akıl ve üretkenlik gibi kendine özgü özellikleriyle, bu şiddeti aşabileceğini vurgular.
Ataol Behramoğlu, şiirinin ilerleyen dizelerinde üretkenliğin ve emeğin barışın temeli olduğunu ifade eder. “Oturursun / Aynı sofraya / Emektaş olmanın / Mutluluğuyla” dizeleri, ortak emeğin insanoğlunun en büyük mutluluk kaynaklarından biri olduğunu gösterir. Şair, bireysel çıkar ve savaş yerine, kolektif yaratımın ve ortak çalışmanın insanı mutlu eden yegâne yol olduğunu savunur.
Şiirin sonunda Behramoğlu, savaşa ve şiddete karşı net bir duruş sergileyerek, barış ve iyiliğe olan inancını dile getirir: “Emekçi insan var, barıştan yana / Dünyayı kardeşçe yaratan, üreten”. Bu dize, barışın aslında emeğin doğuran bir ürünü olduğunu ve savaşın, sadece çıkarın peşindeki sömürücüler için anlam taşıdığını öne çıkarır. Şairin bu bakış açısı, barışı toplumsal ve bireysel emekle inşa edilmesi gereken bir değer olarak betimler.
Ataol Behramoğlu’nun “Bellum Omnium Contra Omnes” adlı şiiri, savaş ve barış arasındaki zıtlıkları derinlemesine irdeleyen, insan doğasına dair felsefi sorular soran önemli bir eserdir. Şair, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde, insanlığın barışa ulaşma potansiyeline vurgu yapar. Bu şiir, okuyucuya barışın sadece bir ideal değil, emekle inşa edilebilecek bir gerçeklik olduğunu hatırlatır ve bizi daha iyi bir dünya için çaba göstermeye davet eder.
Diğer yazılarımıza da göz atabilirsiniz…
Yaşamaya Dair | Nazım Hikmet | 2024
Güzel Günler Göreceğiz Şiiri | Nazım Hikmet
Memleket Hasreti | Nazım Hikmet | 2024
Aydınlık Neyin Oluyor Senin | Attila İlhan | 2024
Yağmur Kaçağı | Attila İlhan | 2024
Attila İlhan | Yalnızlığı Denemek | 2024
Sana Ne Yaptılar | Attila İlhan | 2024
Böyle Bir Sevmek | Attila İlhan | 2024
Attila İlhan | Sisler Bulvarı | 2024
Yerçekimli Karanfil | Edip Cansever | 2024
İçinden Doğru Sevdim Seni | Edip Cansever | 2024
Masada Masaymış Ha | Edip Cansever | 2024
Mendilimde Kan Sesleri | Edip Cansever | 2024
Edip Cansever | Sona Kalsa | 2024
Gizli Sevdanın İzleri | Behçet Necatigil | 2024
Solgun Bir Gül Dokununca | Behçet Necatigil | 2024
Eskisi Gibi | Sabahattin Ali | 2024
Sabahattin Ali | Çocuklar Gibi | 2024
Yaz Bitti | Murathan Mungan | 2024
Murathan Mungan Ayaküstü Yaşanmış Ölümsüz Aşk Hikayeleri 2024